Sürekli yeme isteği çoğu zaman kişisel bir başarısızlık ve kendini kontrol edememe durumu olarak düşünülür. Özellikle gece gelen atıştırma isteği, bir şey izlerken durmadan yeme davranışı ya da duygusal olarak zor bir süreçten geçerken yeme davranışının artması. Tüm bunlar “iradesizim” düşüncesini beraberinde getiriyor olabilir. Oysa beynin ödül sistemi, dopamin salınımı ve sirkadiyen ritim mekanizmaları düşünüldüğünde durum biraz daha karmaşıklaşıyor.
Peki gerçekten sorun irade mi yoksa beyin kimyasının yönlendirdiği bir süreç mi?
1-Sürekli Yeme İsteği
Sürekli yeme isteği tek bir nedenden kaynaklanmayan çoğu kişinin zaman zaman içinde bulunduğu bir durumdur. Bazen vücudun gerçekten besine ihtiyacı vardır bazen ise yeme isteğinin altında yatan başka bir sebep vardır. Peki sürekli yeme isteğinin sebebi fiziksel açlık mı, duygusal açlık mı?
Fiziksel açlık; enerji homeostazını korumak için gastrointestinal, endokrin ve sinir sistemi tarafından kontrol edilen temel bir ihtiyaçtır. Besin alım döngüsü açlık, doygunluk ve tokluk aşamalarından oluşur. Fiziksel açlık vücudun enerji ve besin ihtiyacını karşılamak için verdiği biyolojik bir sinyaldir (1).
Duygusal açlık ise; insanların kaygı, depresyon, öfke ve yalnızlık gibi olumsuz duygularla başa çıkmak için ve mutluluk, heyecan gibi duygulara yanıt olarak aşırı yeme davranışı göstermesidir (2).
Sürekli yeme davranışının sebepleri çok faktörlüdür. Nörobiyolojik ödül sistemindeki değişiklikler, stres, duygu değişiklikleri gibi psikolojik tetikleyiciler ve davranışsal alışkanlıklar gibi pek çok faktör sürekli yeme isteğini tetiklemektedir (6).
2-Gece Atıştırmaları
Gece yemek yeme davranışının sebebi sadece irade zayıflığı ya da alışkanlıklar değildir.
Bilimsel çalışmalar bu davranışın sirkadiyen ritim ve yemek zamanlamasını düzenleyen hormonal döngüler ile bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Melatonin, leptin, ghrelin ve kortizol gibi hormonlar gündüz-gece döngüsüne göre ayarlanır ancak bazı durumlarda bu döngü değişerek gece yeme ataklarını tetikleyebilir. Ayrıca bu değişiklikler metabolik süreçleri ve dopamin, serotonin aktivitelerini etkileyerek gece yeme davranışa sebep olabilir (3,4).
3- Dopamin Meselesi
Dopamin, orta beyindeki üç ana bölgede bulunan dopamin nöronları tarafından sentezlenen ve salınan bir nörotransmiterdir. Ödül, motivasyon ve yeme isteğiyle yakından bağlantılıdır (5).
Dopaminin rol aldığı ödül mekanizması lezzetli bulunan yüksek şekerli ve yağlı yiyeceklerin cazibesini arttırarak yeme davranışını tetikleyebilir.
Fizyolojik açlık olmasa bile bu ödül mekanizması devreye girerek yiyecek tüketimine eğilim artabilir.
Tekrarlayan maruziyette ise dopamin sistemi duyarsızlaşmaktadır. Bu durumda kişi aynı hazza ulaşabilmek için daha fazla uyarana ihtiyaç duyar. Bu durumda daha fazla miktarlarda ve sürekli yemek yeme dürtüsü ortaya çıkar (6).
4-Sorun İrade mi? Beyin Kimyası mı?
Açlık-tokluk mekanizması ve enerji homeostazının düzenlenmesi son derece karmaşık bir süreçtir. Son bulgular, bu mekanizmaların sadece homeostatik dengeyle değil beynin ödül sistemiyle de yakından bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur (7).
Normalde vücut enerji alımı ve harcaması arasındaki dengeyi “homeostatik” mekanizmalarla düzenler. Fakat lezzetli yiyecekler açlık olmasa bile besin alımını uyarabilir ve lezzetli yiyecek elde etme motivasyonu homeostatik sinyalleri devre dışı bırakabilir (8).
Araştırmalar keyif veren yiyeceklerin beynin ödül sistemini aktive ederek motivasyonu arttırdığını göstermektedir. Yiyeceğin görüntüsü, kokusu ve tadı gibi duyusal uyaranlar ile yemekle ilişkilendirilmiş çevresel ipuçları açlık sinyalleri olmasa bile yeme davranışını başlatabilir. (7,8).
Sonuç olarak sürekli yeme isteği, gece atıştırmaları, yalnızca bireysel irade eksikliğiyle açıklanabilecek basit bir durum değildir. Güncel çalışmalar dopaminerjik ödül sistemleri, dürtü kontrol mekanizmaları, duygusal düzenleme süreçleri ve çevresel uyaranların bu davranışlar üzerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.
Bu nedenle sürekli yeme davranışı ve gece atıştırmaları biyolojik ve psikolojik faktörler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.
KAYNAKLAR
- Cifuentes, L., & Acosta, A. (2022). Homeostatic regulation of food intake. Clinics and research in hepatology and gastroenterology, 46(2), 101794.
- Calderón-Asenjo, R. E., Jalk-Muñoz, M. C., Calizaya-Milla, Y. E., Calizaya-Milla, S. E., Ramos-Vera, C., & Saintila, J. (2022). Association Between Emotional Eating, Sociodemographic Characteristics, Physical Activity, Sleep Duration, and Mental and Physical Health in Young Adults. Journal of multidisciplinary healthcare, 15, 2845–2859.
- Birketvedt, G. S., Geliebter, A., Kristiansen, I., Firgenschau, Y., Goll, R., & Florholmen, J. R. (2012). Diurnal secretion of ghrelin, growth hormone, insulin binding proteins, and prolactin in normal weight and overweight subjects with and without the night eating syndrome. Appetite, 59(3), 688–692.
- Birketvedt, G. S., Geliebter, A., Florholmen, J., & Gluck, M. E. (2014). Neuroendocrine Profile in the Night Eating Syndrome. Current obesity reports, 3(1), 114–119.
- Dunnett, S. B. (2007). Dopamine neuron systems in the brain: an update. Trends Neurosci, 30, 194-202.
- Yu, Y., Miller, R., & Groth, S. W. (2022). A literature review of dopamine in binge eating. Journal of eating disorders, 10(1), 11.
- Baik J. H. (2021). Dopaminergic Control of the Feeding Circuit. Endocrinology and metabolism (Seoul, Korea), 36(2), 229–239.
- Baik, J. H. (2013). Dopamine signaling in reward-related behaviors. Frontiers in neural circuits, 7, 152.
Dyt. Ayşenur ALTINTAŞ
Diyetisyenler ve Adayları Platformu – Blog Yazarı

No responses yet