OLEUROPEİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİSİ
Arkeolojik çalışmalar Akdeniz havzasında yaşamış olan Neolitik insanların M.Ö. altıncı bin yıla denk gelen bakır çağından beri zeytin tükettiğini M.Ö. üçüncü bin yıldan itibaren de zeytin ağaçları yetiştirmeye başladığı ve zeytinyağı yapımında uğraştırdıklarını göstermektedir. Zaman içerisinde besin özelliklerinin yanı sıra zeytinyağı kozmetik ve farmakolojik amaçlar doğrultusunda da kullanılmaya başlanmıştır. Son zamanlarda natürel zeytinyağının içeriğinde bulunan polifenol özellikteki moleküllere dikkat çekilmiş ve bu molekülün antioksidan, anti-inflamatuar, anti-kanser, antimikrobiyal, antiviral, anti-aterojenik, hipoglikemik, hepatik, kardiyak ve nöro-protektif özellikleri olduğu gösterilmiştir. Natürel zeytinyağları arıtılmadan kullanıldığı için, insanlar bu esnada zeytinyağı fenollerinin büyük kısmını tüketmektedir. Oleuropein, işlenmemiş zeytine acı tadını veren molekül, zeytin yapraklarında, çekirdeğinde, kabuğunda ve posasında en çok bulunan fenol olmakla birlikte özellikle yaprak kuru ağırlığının %14’ünü oluşturmaktadır bu meyvelerin olgunlaşması sırasında oleuropein hidroliz olarak hidroksitirosol (2-(3,4-dihidroksifenil) etanol gibi çeşitli yan ürünler oluşturmaktadır. Zeytinin işlenmesi esnasında geçen süreçler meyvede bulunan oleuropein miktarını büyük oranda etkilemektedir. Benzer şekilde, zeytinin türü, olgunlaşma aşaması, yağ çıkarımı gibi süreçlerde sofraya konan zeytinin oleuropein miktarında çeşitlilikler yaratmaktadır. Oleuropein, zeytin meyvesinin ilk dönemlerinde meyvede daha fazla bulunan, olgunlaşmanın ilerlemesi ile zamanla metabolize olarak miktarı azalan ve meyveye acılık veren bir maddedir. Olgunlaşmamış zeytinlerde oleuropein, meyve ağırlığının yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Meyve olgunluğa eriştiği zaman, oleuropein içeriği azalır. Zeytin meyvesinin oleuropein içeriği, genç meyvedeki kuru maddenin %14’üne erişebilmektedir. Küçük meyve kültürleri, yüksek oleuropein içeriği ile karakterize edilirken, büyük meyve kültürleri genellikle, oleuropeinin az miktarlarını içermekte olduğu bildirilmektedir. Zeytinin hasattan hemen sonra tüketilebilir nitelikte olamamasından sorumlu olan bu glikozit suda çözünebilme özelliğine sahiptir. Klasik salamura yöntemi, alkali uygulaması, enzimatik yöntem ya da mikroorganizmalarla hidrolize edilerek zeytinden uzaklaştırılabilmektedir. Oleuropeinin antimikrobiyal etkisi mikrobiyal gelişmeyi kontrol altına almak amacıyla kullanılan katkı maddeleri antimikrobiyal olarak adlandırılmaktadır. Ancak son yıllarda, bu amaçla kullanılan sentetik kökenli maddelerin insan vücudunda istenmeyen ve beklenmedik yan etkiler oluşturmasının yanı sıra mikroorganizmaların bunlara karşı direnç kazanması alternatif olarak doğal antimikrobiyal maddelerin arayışına neden olmuştur. Doğal antimikrobiyal maddeler arasında gösterilen oleuropeinin, mikroorganizmaların gelişme hızını geciktirdiği ve inhibe ettiği bildirilmektedir. Antioksidan etkileri Oleuropeinin antioksidan etkileri çeşitli mekanizmalar sayesinde olup çoğunlukla fenoksil radikaller ile hidroksil gruptaki hidrojen atomu arasında molekül içi hidrojen bağı oluşturabilme yeteneğinden kaynaklanmaktadır. oleuropeinin oksidatif stresin önüne geçtiği ve Askorbik asit(C vitamini) ve α[1]tokoferol (E vitamini) misali antioksidan özellikler sergilediği gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda kötü huylu kolesterole karşı etkileri gösterilmiştir. Anti-kanser ve Anti-Anjiyojenik Etkiler Çeşitli epidemiyolojik çalışmalar Akdeniz havzasında yaşayan insanlarda kanser oranının diğer bölgelere göre daha az olduğunu ve bunun Akdeniz bölgesi beslenme şekilleri ile doğrudan alakalı olabileceğini söylemektedir. Dört yıllık çalışmanın sonucunda Akdeniz diyetinin mortaliteyi %56oranında, kanser riskini ise %61 oranında azalttığı bildirilmiştir. Akdeniz beslenme şekli, UNESCO tarafından gayri maddi kültürel miras olarak tescil edilmiştir. Söz konusu bu beslenme şekli bölgeden bölgeye küçük farklılıklar gösterse de, büyük oranda sebze, meyve, tam tahıl ve lif içerikli yiyecekler, balık, yağsız süt ürünleri, ölçülü şarap tüketimi, düşük kırmızı et tüketimi ve yüksek oranda mono-doymamış yağ asidi tüketimi ile ilişkilendirilmektedir. Zeytin ve zeytinyağı tüketimi söz konusu bu diyetin olmazsa olmazı olarak gösterilmektedir. Yapılan çalışmalarda natürel zeytinyağı tüketiminin, kolon, meme ve cilt kanseri oluşumuyla ters orantılı olarak bağlantılı olduğunu göstermiştir. Hepatoprotektif Etkiler Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ infiltrasyonunun ağırlığın %5-%10 kadar üzerinde olduğu patolojik bir rahatsızlıktır ve zeytinyağının bu hastalığın riskini azalttığı bilinmektedir. Nöroprotektif Etkiler Parkinson ve Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere pek çok nörodejeneratif hastalık nöronların yapısında ve fonksiyonundaki progresif kayıptan kaynaklanmaktadır. Sonuç Deri iltihabı, yara ve yanık, mide ve bağırsak ağrıları, ateş yükselmesi, enfeksiyonlar, saç dökülmesi, romatizma, kulak iltihabı, raşitizm, siyatik ağrısı ve yüksek tansiyon dahil olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde ve bunlarla birlikte idrar sökücü, gevşetici ve afrodizyak olarak zeytin ve zeytinyağı geleneksel olarak kullanılmaktadır. Öyle görünüyor ki bumolekülün etki mekanizmalarını ve sağladığı terapötik ve protektif özelliklerin belirlenmesiyle birlikte, oleuropein günlük yaşantımızın önemli bir parçası olacak ve hastalıkların tedavisinde kullanılabilecektir.
Kaynaklar Visioli, F.;Galli, C. Biological properties of oliveoil phytochemicals. Crit. Rev. FoodSci. Nutr. 2002, 42, 209– 221. Cicerale, S.; Lucas, L.; Keast, R. Biological activities of phenolic compoundspresent in virginolive oil. Int. J. Mol. Sci. 2010, 11, 458–479. Vissers, M.N.; Zock,P.L.; Roodenburg, A.J.;Leenen, R.; Katan,M.B. Olive oilphenols are absorbed in humans. J. Nutr. 2002, 132, 409–417. Charoenprasert, S.; Mitchell, A. Factors influencing phenolic compounds in table olives (Olea europaea). J. Agric. Food Chem. 2012, 60, 7081–7095. Goldsmith, C.D.;Stathopoulos, C.E.; Golding, J.B.; Roach, P.D.Fate of thephenolic compounds duringolive oil production with the traditional pressmethod. Int. Food Res. J. 2014, 21, 101–109. Shasha, B.; Leibowitz, J. Oleuropeic acid:A new compound from Olea europaea. Nature 1959, 184, 2019– 2020. Paiva-Martins, F.; Gordon, M.H. Interactions of ferric ions with olive oil phenoliccompounds. J. Agric.Food Chem.2005, 53,2704–2709. Visioli, F.; Bellomo, G.; Galli, C. Free radical-scavenging properties of oliveoil polyphenols. Biochem. Biophys. Res. Commun. 1998, 247, 60–64 .Gotsis, E.; Anagnostis, P.; Mariolis, A.; Vlachou, A.; Katsiki, N.; Karagiannis, A. Health benefitsof the Mediterranean diet: An update of research over the last5 years. Angiology 2014. Owen, R.W.; Haubner, R.; Würtele, G.; Hull, E.; Spiegelhalder, B.; Bartsch, H. Olives and olive oil in cancer prevention. Eur. J. Cancer Prev. 2004, 13,319–326. Psaltopoulou, T.; Kosti, R.I.;Haidopoulos, D.; Dimopoulos, M.; Panagiotakos, D.B.Olive oil intakeis inversely related to cancer prevalence: A systematic reviewand a meta-analysis of 13,800patients and 23,340controls in19 observational studies.Lipids Health Dis. 2011, 10, 127. Assy, N.; Nassar, F.; Nasser,G.; Grosovski, M. Olive oil consumption and non-alcoholic fatty liver disease. World J. Gastroenterol. 2009, 15, 1809–1815

No responses yet